BİZİM ULAŞ

69

Ne geçen zaman, ne hafıza katilleri, ne de düşmanın her türlü saldırganlığı unutturamaz bizlere Komutan Ulaş yoldaşı. Bugün her zamandan daha fazla komutan Ulaşlara ihtiyaç duyduğumuz süreç ve zamanlardan geçiyoruz. Devrimci görevlere dört elle sarılmayı, düşman karşısında sarsılmadan direnerek savaşmayı, yoldaşın gözlerinin içine gülümseyerek bakmayı, yalın ayak Kürt çocuğuna sımsıcak sarılmayı gördük, komutan Ulaş’ta.

68 Devrimci kuşağının feda ruhunu taşıdı omuzlarında. Geçmişi geleceğe, Gezi’yi Rojava’ ya Soma’nın maden işçilerin görkemli direnişini Kürt özgürlük mücadelesine taşıdı.  Rojava nın her bir direniş toprağında gördük komutan Ulaşın hayallerini. O, cefakar Türkiye işçi sınıfının sömürüden kurtuluş umudunu taşıdı çileli Kürt halkının özgürlük rüzgarına. Sömürü ve zulme karşı olan birleşik öfkesini eylemiyle yükseltti.

Ulaş Bayraktaroğlu denince dün gibi devrimci iddia aklımıza gelir. Düşmana, örgütlenmiş zor aygıtına karşı gerektiğinde molotof gerektiğinde silah kullanmak gelir aklımıza. Şehit yoldaşının anısına yapılan törende titrek sesli konuşması gelir aklımıza. Nerede zulüm varsa hesapsız ve yargısız direnişi örgütlemeye koşmak gelir aklımıza. En önde olmak gelir aklımıza !

Nasıl ki her mazlum Coğrafya’nın, her çileli yoksul toprağın yetiştirdiği emek ve yürek dolu devrimci öncüsü varsa Türkiye ve Kürdistan topraklarının da yetiştirdiği sayısız öncü ve komutanı vardır. Ulaş Bayraktaroğlu Karadenizin yetiştirdiği değerli bir yoldaş, saygın bir komutandı.

Gezinin korkusuz komutanlığını üstlenirken en ufak bir tereddüt göstermeden ve ikircikli davranmadan direnişin örgütlenmesinde,  en önünde  yer aldı. Direnişin renkli karesine düşen suretinde Gezinin sembolu oldu. Düşmana olan kini, direnmeye ve savaşmaya olan kararlılığı onu önce önderi olduğu devrimci örgütünün sonra hepimizin yoldaşı ve komutanı yaptı. Ne kadar kurucusu olduğu devrimci örgütün komutanı ve yoldaşıydıysa da tüm devrimcilerin ve yapıların yoldaşı olmayı başaran ve bunu hak eden bir öncü oldu.

Türkiye de esen sınıf mücadelesinin fırtınaları arasında nasıl ki reformizm, pasifizm, düzen içi arayışlar mutlaka bir biçimde boy verip işçi sınıfının sömürülen, ezilen emekçi halkların önünde bir barikat oluyorsa Gezi süreci öncesi ve sonrası esen reformist rüzgara,  düzen içi dalgaya ve tasfiyeci fikirlere karşı durarak devrimci savaş zemininde yürüdü. Pratikte devrimci olduğu kadar düşünce ve fikirde de devrimi savundu.

Dünyayı, toplumu bilmenin, özgürlüğü istemenin yetmediğini harekete geçip devrimi yapmanın gerektiğine inandı ve inandığını yaptı. Bu uğurda ölümle her zaman karşılaşmayacağını devrimci iradesi varsa ölümden korkmanın anlamsız olduğuna bildi özgürlük varsa ölümün yok olacağını inandı. Mutluluğun en önemli adımının kendini tanımak nasıl yaşanacağını bilmek için de kendine güvenin önemli olduğunu bildi. En büyük aklın başkalarını tanımaktan çok kendini tanımak olduğunu gördü. Özgürlüğü öncelikle kendinde aradı. İçinde ki özgürlüğü keşfettikçe büyük özgürlüğe sarıldı. Son nefesine kadar bu felsefeye bağlı kaldı.  Cesaretini bilgi ve akıldan aldı. Zorunluluğun kaçınılmaz yasalarından inandı. Çok şey bilmenin değil bildikleri gibi yaşamak gerektiğini gösterdi.

İlk adımlarında içinde yer aldığı örgütün reformist yapısına meydan okuyarak, büyük bir kopuş yaparak, silahlı devrimi savundu. Sonra dışında esen düzen içi arayış ve fikirlere meydan okudu. Hem düşünsel zeminde silahlı devrimin kurtuluş olduğunu savundu hem de pratik anlamda gerektiğinde molotofla gerektiğinde silahla gerektiğinde kalemle devrimin yürütücüsü ve savunucusu oldu. Silahlı devrimci zeminde yürüme kararlılığı ve eylemci pratikliğiyle etrafına sayısız kadın erkek devrimciyi toparlayıp örgütlemeyi başardı. Eğer devrimin öncüsü korkusuz ve feda ruhluysa etrafında özgürlük arayan kurtuluş düşleyen sayısız kutup yıldızları onun etrafında kümelenir. Sınıf savaşımının şaşmaz yasasıdır, bu !

Ezilenler, emekçiler, işçi ve gençler her zaman karanlığı parçalama cüreti gösteren bir ışığa özlem ve ihtiyaç duyarak bakmıştır gökyüzünün derin maviliğine. O ışığı gördükleri an tereddütsüz bir şekilde yüzlerini kıvılcıma çevirip yönlerini karanlığı parçalayan ışığa yöneltir. Zaten öncüden, komutandan da beklenen bu değil midir?

Ulaş Bayraktaroğlu yoldaş sadece benzerlerinden farklı düşünüp, konuşmadı. O aynı zamanda herkesten daha fazla devrimciler arasında birliği dayanışma ve paylaşımı savundu. Eğer bugün adına HBDH denilen devrimci bir örgüt varsa Ulaş Bayraktaroğlu yoldaşın bunda payı ve emeği tartışmasız bir şekilde ilerdedir. Küçük hesapların, basit kaygıların peşinde hareket edip dar bir mekanda durup kalmadı. Daha ileriyi, daha genişi, daha önde duran, birlik ruhunu ve ortak mücadeleyi savundu. Ve bunun gerçekleşmesi için çalıştı. Bilgi ve birikimini emek ve çabasını HBDH in gerçekleşmesi için ortaya koydu. Onu yakından tanıyan, birlikte çalışma yürüten hangi devrimci onun dayanışma paylaşım ve ortak yürüme fikrine, pratiğine, çabasına tanıklık etmemiştir ?

Tüm samimiyetimiz ve dürüstlüğümüzle belirtebiliriz ki Ulaş yoldaş herkesten daha önde HBDH ‘ın örgütlenmesini savundu bunun mücadelesini yürüttü. Karadenizin sarı saçlı devrimcisi olduğu kadar o aynı zamanda Kürdistan topraklarının komutan Mehmet’i olmayı başardı. Pratiğiyle önde olma, savaşma istek ve kararlılığıyla herkesin sempatisini ve sevgisini kazandı. İtiraf edelim ki onu yoldaşça kıskandık. Daha fazla onun gibi olamamanın sorgusuyla kendi içimizde hesaplaştık. İlmek ilmek pratiği, adım adım yürüyüşü , hesapsız ve kaygısız yoldaşlığı onunla yaşadık.

Sert görünümü altında çocuk saflığında yoldaş bakışlarına tanık olduk. Hem de her karşılaşmamızda ve her pratiğimizde. Karadenizin sert dalgaları onun suratına vururken bile Moskova önlerinde faşizme karşı direnen parlak yüzlü mavi gözlü çocukların saf temiz bakışlarını gördük, gözlerinde. Diyalektiğin değişmez yasasını uyguladı yaşam ve mücadelesine. 

Dilini bilmediği Kürdistan toprakların, devrimcilerin sevgili Mehmet’i olmayı herkes kolay başaramaz. Onunla karşılaşan tanışan istisnasız her özgürlük savaşçısı ona sempatiyle bakmıştır. Onunla sohbet eden konuşup tartışan her devrimci onun görünüşteki sertliği kadar gözlerinde ki saflığı görmüş bakışında ki samimiyeti amacında ki dürüstlüğü fark etmiştir.

‘’Komutan cephede komutandır’’, ‘’Gitmediğin yere başkasını gönderme’’ ilkesinin tartışmasız isimlerindendi. Onu cephe gerisinde devrimci Karargahta ideolojik-askeri eğitim verirken gördüğümüz kadar cephenin en ön saflarında ki duruşu savaşçılarına güven veren pratiğini de gördük. Teori ve pratiğin söz ve eylemin komutanla savaşçının diyalektiği olmayı başaran Ulaş yoldaş, bizlere yaşam ve mücadelesiyle çok şey öğretti. Hesapsız çıkarsız yoldaşlığı yaşattı. Ulaş Bayraktaroğlu tarihsel olduğu kadar güncel bir yoldaşlık senteziydi. Hiçbir zorba güç, hiçbir tasfiyeci fikirler onu bizden, içimizden alıp koparamaz. O bizimledir. O devrimci ideallerimizde tertemiz hatıralarımızdadır. O, HBDH denilen görkemli birlik ve mücadele bayrağımızın en görünür yerindedir. Kendine güven dolu sağlam duruşu hedefine kilitlenmiş bakışı bize dün olduğu gibi bugünde güven ve cesaret veriyor.

Onunla devrimin meşakatli yolunu birlikte yürümek, siperlerde birlikte savaşmak devrim sözünü vermek bizim için onurdur. Onu tanımak, devrimin yolunu beraber döşemek gizli illegal yolculuklar yapıp düşmana darbe planları yapmak bizim için görevdir. Biz bu onuru ismini aldığı Ulaş Bardakçıdan toprağı olduğu Karadenizin enternasyonal yoldaşı Kemal Pir’den birlikte eyleme korkusuz ve hesapsız gittiği Nubar Ozanyan dan HBDH örgütleme yolculuğunu birlikte yaptığı Baran Serhat’dan Doktor Ceren yoldaşdan Yılmaz Güney sevdalısı Aynur Adalı yoldaşdan alıyoruz. Sayısız HBDH şehidinden onurunu yaşıyor ve taşıyoruz. Taşımaya devam edeceğiz.

Onur ve Şan olsun Ulaş Bayraktaroğlu yoldaşa!

Devrimci hatırası baki kalacak devrimci ideallerimizde ve özgürlük savaşımızda.




Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir