SİVAS’IN HESABINI SORACAĞIZ, FAŞİZMİ YIKACAĞIZ!       

31

Sivas… Madımak… 1993 yılının 2 Temmuz’unda faşist devlet tarafından Türkiye ve K. Kürdistan’ın en kanlı katliamlarından birine imza atıldı.  33 devrimci, aydın ve sanatçı diri diri yakılarak katledildiler.

Devrimci mücadelenin gelişimine faşizmin cevabı, yine katliam olmuştu. T.C’nin katliamlar tarihine bir yenisi daha eklenmişti.

Sivas Katliamı, faşizmin ne ilk ne de son katliamıydı. Birleşik devrimimizin tarihi boyunca sayısız katliamlar yaşadı ezilen halklar. Dersim’de, Ağrı’da, Maraş ve Çorum’da örnekleri görülen katliamlar egemenlerin bir devlet politikasıdır ve egemenlerin pratiğine yön veren bu politikadır. Sermaye sınıfı ve faşizm biliyor ki iktidarlarının ayakta kalmasının tek koşulu, birleşik devrim güçlerinin ağır bir baskı ve terörle bastırılmasıdır. Bu gerçeklikten hareket eden egemenler, tarihleri boyunca devrimci-demokrat tüm toplumsal kesimlere karşı yoğun ve sınırsız bir faşist terör uyguladılar.

Sivas’ta gerçekleştirilen katliam da bu nedenlerle örgütlendi. Zira birleşik devrim mücadelesinin önemli bir bileşeni olan emekçi Alevi halkına ve aynı zamanda tüm devrimci güçlere karşı Sivas’ta bir katliam örgütleyerek gelişen sınıf ve kitle mücadelesine, örgütlü devrimci güçlere, silahlı savaşım sürdüren devrimcilere, onları destekleyen devrimci halk kitlelerine ve devrimci Kürt halkına bir ders vermek, korku yaymak istemişlerdi.

Madımak Oteli’ni saran faşist güruhları çevre illerden getiren faşist devlet, saatlerce sürdürdüğü kuşatmayı emekçilere canlı canlı izletmişti ve sonunda oteli yakarak onlarca canımızı katletmişlerdi. Katliam “demokrat” ve “laiklik bekçisi” SHP (bugünkü CHP)’nin hükümet ortağı olduğu bir dönemde gerçekleşti. Öteden beri bir din devleti olagelmiş T.C bu katliamı dinci-faşist güruhları kullanarak gerçekleştirdi. Gerici-faşist kitleleri devrimci güçlere karşı sayısız kez kullanan faşizm, bu katliamla emekçilere “Karşımızda olursanız, en acı sonla karşılaşırsınız. Sonunuz bu olur.” mesajını vermek istemişlerdi. Sivas Katliamı, sınıf savaşımının ne kadar keskin olduğunu bir kez daha bizlere göstererek faşizmin egemenliğini, ancak halklara karşı katliamlar örgütleyerek sürdürebildiğinin yeni bir kanıtı olmuştu.

Sivas Katliamı’nın soruşturması da hiçbir zaman gerçek anlamda yapılmadı. Alevi emekçilerin ve devimci demokrat kesimlerin yıllar süren mücadelesi, adliye koridorlarında boğuldu. Sanıkların kaçırılmasından davanın karartılmasına kadar çokça hukuksuz pratiğin sergilendiği dava zamanaşımına uğratıldı, düşürüldü. Faşizmin “af” yetkisi Madımak’ı yakan faşistlere uygulandı, bu faşistler serbest bırakıldı.

Naif adalet çağrıları, faşizme yapılan eşitlik ve demokrasi talepleri her zaman karşılıksız kalacaktır. Özü halklara düşmanlığa ve katliamcılığa dayanan bu sistem, bizzat kendisinin örgütlediği katliamların hesabını sormayacaktır. Devrimci zora dayanarak faşizm yıkılmadan, halkların arzuladığı ve ulaşmak için uğruna dövüştüğü büyük özgürlük ve kurtuluş davası zafer yüzü göremez.

Faşist T.C, Sivas Katliamı’ndan sonra da katliamlara başvurmuştur. Son on yılda Ankara’da, Suruç’ta, Cizre’de ve daha başka yerlerde pek çok emekçi ve devrimci katledildi. Faşizmin yeni saldırılar, katliamlar için hazırlık yaptığı, faşistleri örgütleyip silahlandırdığı uzun zamandır bildiğimiz, açıkça yürütülen bir devlet politikasıdır. Emekçi-ezilenlere karşı terör ve yeni katliam hazırlıkları eşliğinde tartışılan “Normalleşme” pratiği, egemen sınıfın içinde birleşik devrime karşı yürütülen bir iç uzlaşma planıdır.

Ezilen ve yok sayılan Alevi emekçilerinin özgürlüğü ve kurtuluşu, işçi sınıfı ve devrimci Kürt halkıyla birleşik mücadeleyi örmesinden geçmektedir. Faşizmin hazırlandığı yeni katliamlara karşılık vermek, yeni Sivaslar’ı engellemek ve bu katliamcı faşist düzeni yıkmak için birleşik devrim mücadelesini geliştirmeliyiz. İşçi ve emekçiler, Alevi emekçilere yönelen tehdite karşı harekete geçmelidir. Ezilenlerin birleşik mücadelesi kurtuluşumuzun zorunlu koşuludur.

Halkların Birleşik Devrim Hareketi, bu gerçekliklere dayanan bir devrimci mücadele örgütüdür. Verdiği mücadele ezilenlerin özgürlük ve kurtuluş davasının ta kendisidir. Ezilenler halklar, işçi ve emekçiler silaha sarılmalı, faşizme karşı savaşa katılmalı, HBDH saflarında gerilla ve milis güçlerinde yer almalı, her araçla silahlı savaşımın bir parçası olmalıdır. Kurtuluş ellerimizde, örgütlü devrimci mücadelede!

SİVAS’IN HESABINI SORACAĞIZ!

FAŞİZMİ YIKACAĞIZ, ÖZGÜRLÜĞÜ KAZANACAĞIZ!

            HBDH YK

02.07.2024




Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir